Diz Kapağı Çıkması

diz kapağı çıkması

Diz kapağı çıkması, özellikle çocuklar ve ergenlerde en sık görülen akut diz yaralanmalarından biridir. Hatta tüm yaş grupları bir arada değerlendirildiğinde bile dizle ilgili tüm yaralanmaların yaklaşık %3’ünü oluşturur. Geleneksel tedavide diz kapağı yerine oturtulur, kısa bir süre sabitlenir ve ardından rehabilitasyona başlanır. Bu yöntem uzun zamandır standart yaklaşım olarak uygulanmaktadır. Ancak bu tedavinin her zaman başarılı olmaması bazı sorunlara yol açabilir. Diz kapağının tekrar tekrar çıkması, kalıcı diz ağrısı, aktivitelerde azalma ve ilerleyen dönemde diz kapağı ekleminde kireçlenme gibi problemler görülebilir. Bu nedenle cerrahi tedavi, genellikle ilk uygulanan ameliyatsız tedavi sonuç vermediğinde gündeme gelir.

Son yıllarda travmaya bağlı diz kapağı çıkmasının nasıl tedavi edilmesi gerektiği konusunda giderek artan bir tartışma vardır. Özellikle çocuk ve ergenlerde yaş tedavinin nasıl olması gerektiği konusunda önemli bir faktördür. Çünkü iskeleti henüz tam olgunlaşmamış bireylerde, diz kapağı çıkmasının seyri yetişkinlerden farklı olabilir.

Çocuklarda ilk defa yaşanan diz kapağı çıkmasının sadece konservatif tedaviyle (yani ameliyatsız yöntemlerle) yönetildiğinde yaklaşık %69 oranında başarısız olabildiği bildirilmiştir. Bu nedenle bu yaş grubunda ameliyat mı yoksa ameliyatsız tedavi mi daha etkili olduğu yönünde önemli bir tartışma bulunmaktadır. Daha önce yapılan incelemelerin çoğu çocuklar ve yetişkinleri aynı grupta değerlendirdiği için sonuçlar karışıktır. Ancak yalnızca çocuk ve ergen yaş grubunda tedavi sonuçlarını inceleyen kapsamlı bir değerlendirme henüz yapılmamıştı.

Bu nedenle bu yazının amacı, çocuk ve ergenlerde ilk kez yaşanan diz kapağı çıkmasının tedavisinde nasıl karar verilmesi gerektiğini detaylı bir şekilde incelemeye çalışacağız.

Diz Kapağı Çıkması Belirtileri

Diz kapağı çıkması belirtileri genellikle ani bir travmadan sonra ortaya çıkar ve belirtiler çok hızlı bir şekilde kendini gösterir. En sık görülen bulgu, diz kapağının dışa doğru kaymasıyla oluşan ani, keskin bir ağrıdır. Bunu genellikle hızla gelişen şişlik, dizde boşalma hissi ve yürümekte zorlanma takip eder. Yaralanma anında diz kapağı normal konumuna dönse bile, hastalar çoğunlukla dizde belirgin bir kararsızlık, merdiven inip çıkarken güvensizlik ve hareket sırasında takılma hissi tarif eder. MPFL gibi iç bağlarda zedelenme varsa bu kararsızlık daha belirgin olur.

Ayrıca birçok hastada diz kapağı çıkması belirtileri dizin ön-iç tarafında dokunmakla hassasiyet, hareketle artan ağrı ve dizi büküp açarken oluşan tedirginlik hissi görülür. Eğer eşlik eden kıkırdak yaralanması varsa, eklem içinde takılma veya kilitlenme hissi de olabilir. Sporcularda bununla birlikte performansta düşüş, koşu veya sıçrama sırasında dizi tam kontrol edememe gibi belirtiler ön plandadır. Bu bulgular, sadece çıkmayı değil aynı zamanda altta yatan bağ ve kıkırdak hasarını da düşündürdüğü için doğru değerlendirme ve erken tedavi büyük önem taşır.

Diz kapağı çıkması belirtileri kısaca

  • Ani ve keskin ön diz ağrısı (çoğu hasta “dizim birden yerinden kaydı” hissi tarif eder).

  • Diz kapağının dışa doğru belirgin kayması veya kaymış hissetmesi.

  • Yaralanmayı takiben hızla gelişen şişlik ve ödem.

  • Yürürken dizde boşalma veya kararsızlık hissi, özellikle merdiven inip çıkarken güvensizlik.

  • Diz kapağının iç tarafında dokunmakla hassasiyet ve hareketle artan ağrı.

  • Eşlik eden kıkırdak hasarı varsa takılma, kilitlenme veya tıkırtı hissi.

Diz Kapağı Çıkması Neden Olur?

Diz kapağı çıkmasının en sık nedeni, dizin iç ve dış tarafındaki kuvvetlerin dengesinin bozulmasıdır. Diz kapağı yana doğru çıktığında özellikle iç tarafta bulunan MPFL adlı bağ yaralanır. Bu bağ diz kapağını yerinde tutan en önemli yapılardan biridir. MPFL zayıfladığında ya da yırtıldığında diz kapağı tekrar tekrar çıkmaya daha yatkın hale gelir.

Bazı kişilerde diz kapağı çıkmasını kolaylaştıran doğuştan gelen anatomik özellikler vardır. Bunlar:

  • Diz kapağının oturduğu oluğun (trochlea) normalden daha sığ olması

  • Diz kapağının normalden yukarıda durması (patella alta)

  • Uyluk kemiğinin içe dönüklüğünün fazla olması

  • Kaval kemiğinin dışa dönüklüğünün fazla olması

  • Bacaklarda “X bacak” benzeri dizilme bozuklukları (valgus)

  • Normalden daha gevşek bağ yapısı (bağ esnekliği)

Bu yapısal özelliklerden biri varsa, diz kapağı çıkması için gereken kuvvet çok daha az olur.

Ayrıca boyun uzun olması ve fazla kilolu olmak da diz kapağı çıkması riskini artırır.

Diz Kapağı Çıkması Nasıl Olur?

Diz kapağı çıkması genellikle dizin hafif bükülü olduğu ve ayağın yere sabit kaldığı durumlarda meydana gelir. Böyle bir anda uyluk kemiği içe doğru, kaval kemiği ise dışa doğru döndüğünde diz kapağı yan tarafa doğru itilir ve bulunduğu oluğun dışına çıkar. Bu hareket diz kapağını yerinde tutan bağlara büyük yük bindirir. Bağlar gerildiğinde ya da yırtıldığında diz kapağı kolayca dışarı doğru kayabilir.

diz kapağı çıkması nasıl olur

Diz kapağı çıktıktan hemen sonra çoğu kişide kendiliğinden geri yerine oturur. Ancak bu, dizin tamamen normale döndüğü anlamına gelmez. Çünkü diz kapağını sabit tutan bağlar hasar gördüğü için dizde boşalma, güvensizlik veya tekrar çıkacakmış gibi hissetme ortaya çıkar. Yaralanma anı genellikle kişide büyük bir korku yaratır ve özellikle ilk çıkan diz kapağı, doğru şekilde tedavi edilmezse ilerleyen dönemde tekrar çıkma ihtimali oldukça yüksektir.

Araştırmalar, diz kapağı çıkmasının toplumda sanıldığından çok daha sık görüldüğünü göstermektedir. Özellikle hareketli çocuklar, ergenler ve spor yapan genç yetişkinlerde risk belirgin şekilde artar. Kadınlarda ise anatomik yapıların farklılığı ve bağların genellikle daha esnek olması nedeniyle oran daha da yükselir. Yaralanmaların büyük kısmı spor sırasında yaşanır; ani yön değiştirme, zıplama sonrası düşüş veya dizi döndüren bir darbeyle diz kapağı yerinden çıkabilir.

Bazı kişilerde diz kapağı çıkması tekrar etme eğilimindedir. Bunun nedeni çoğunlukla dizin yapısal özellikleridir. Örneğin diz kapağının oturduğu oluğun doğuştan daha sığ olması, diz kapağının anatomik olarak normalden yukarıda durması veya bacakların içe çökük olması diz kapağının kolay çıkmasına zemin hazırlar. Ayrıca bağ yapısının normalden gevşek olması ya da ilk çıkma sırasında hasar gören iç bağların (özellikle MPFL bağının) tam olarak iyileşmemesi de tekrar riskini artırır.

Bu nedenle diz kapağı ilk kez çıktığında yapılacak doğru tedavi çok önemlidir. Çünkü ilk çıkma iyi yönetilmezse, dizdeki bağlar yeterince güçlendirilmezse veya altta yatan yapısal problemler gözden kaçırılırsa ilerleyen dönemde diz kapağının yeniden çıkma olasılığı belirgin şekilde yükselir. Doğru tanı, doğru rehabilitasyon ve doğru koruyucu önlemler, tekrar eden diz kapağı çıkmalarını önlemenin temelini oluşturur.

Diz Kapağı Çıkması Tanısı Nasıl Konulur?

Diz kapağı çıkmasının teşhisi genellikle hastanın anlattıkları ve muayene bulgularına dayanarak konulur. Çoğu kişi yaralanma anını “diz kapağım yerinden fırladı” veya “dizim bir anda yana doğru kaydı” şeklinde tarif eder. Bu ifade bile çoğu zaman tanı için oldukça yol göstericidir.

Muayenede dizin iç tarafında, diz kapağını tutan bağların bulunduğu bölgede belirgin bir hassasiyet olur. Bazı hastalarda iç bölgede morarma veya kan birikmesi görülebilir. Diz kapağı muayene sırasında hafifçe dış tarafta duruyorsa ya da “diz kapağı kayacakmış gibi oluyorum” hissi varsa bu durum patella çıkması lehine önemli bir bulgudur. Bu his, “apprehension testi” adı verilen bir muayene sırasında ortaya çıkar.

Diz kapağı çıktıktan sonra çoğu kişide kendiliğinden yerine oturduğu için hasta hastaneye geldiğinde diz kapağı genellikle normal konumundadır. Bu nedenle teşhis büyük ölçüde muayene bulguları, hastanın yaşadığı olay ve dizin verdiği tepkilere göre konur. Yaralanma sonrası diz hızla şişer; bu şişlik çoğu zaman eklem içine kan dolmasından kaynaklanır ve gerektiğinde ağrıyı azaltmak için boşaltılabilir.

Çocuklar ve yetişkinlerde belirtiler her zaman benzer olmayabilir. Bazı çocuklarda diz kapağı çok hafif bir hareketle hatta belirgin bir travma olmadan bile çıkabilir. Bu durum, diz kapağının oturduğu kemiğin yapısal olarak daha sığ olmasına bağlı olabilir. Bu tür çocuklarda diz çok fazla şişmeyebilir ve yumuşak dokularda belirgin bir hasar görülmeyebilir.

Kaynak: Surgical versus conservative management of acute patellar dislocation in children and adolescents: a systematic review

Yetişkinlerde ise tablo genellikle daha farklıdır. Eğer kişi daha önce diz problemi yaşamamışsa, ilk çıkma genellikle ani bir dönme, burkulma veya zorlayıcı bir hareketle olur ve iç bağlarda yırtık, eklem içinde kanama gibi belirgin yaralanmalar oluşur. Hatta bazı durumlarda kıkırdak veya kemik kırıkları bile bu yaralanmaya eşlik edebilir.

Kaynak: Surgical versus conservative treatment of primary patellar dislocation. A systematic review and meta-analysis

Her iki durumda da dizin çok şiş olması veya ağrıdan dolayı muayenenin zorlaşması tanıyı güçleştirebilir. Bu nedenle kesin tanı için röntgen çekimi mutlaka yapılır. Röntgen, diz kapağının gerçekten çıkıp çıkmadığını, kemikte bir kırık olup olmadığını ve eklemde yapısal bir problem bulunup bulunmadığını göstermek açısından gereklidir.

Diz Kapağı Çıkmasında Görüntüleme (Röntgen ve MR Neden Gerekir?)

Diz kapağı çıkmasında doğru tanı koymak ve en uygun tedaviyi seçmek için görüntüleme yöntemleri büyük önem taşır. Çünkü bazı bulgular yalnızca muayene ile fark edilemez ve özellikle kemik veya kıkırdak hasarı varsa tedavi planı tamamen değişebilir.

Her diz kapağı çıkmasında mutlaka ilk yapılması gereken görüntüleme röntgendir.
Röntgen, diz kapağının yerinden ne kadar çıktığını, normalde oturduğu oluktan kayıp kaymadığını ve herhangi bir kemik parçasının kırılıp kırılmadığını gösterir. Bu nedenle standart ön-arka, yan ve özellikle “axial – Merchant” adı verilen özel bir açıyla çekilmiş görüntüler istenir. Bu özel açı, diz kapağının her iki dizle karşılaştırılarak dışa doğru kayıp kaymadığını net bir şekilde gösterir.

Röntgende bazen diz kapağının iç tarafında küçük kırık parçaları, eklem yüzeyinde bozulma veya kopmuş kıkırdak parçaları görülebilir. Bu bulgular, ameliyat gerekip gerekmediğini belirlemede oldukça önemlidir.

Röntgenden sonra çoğu hastada MR çekilmesi önerilir.
MR, özellikle kıkırdak ve bağ dokularını çok daha net gösterdiği için diz kapağını yerinde tutan MPFL bağının (iç yan bağlardan biri) nereden ve nasıl yırtıldığını değerlendirmeyi sağlar. MPFL yırtıkları genellikle üç farklı bölgede oluşabilir: bağın patellaya tutunduğu yer, bağın orta kısmı veya bağın uyluk kemiğine tutunduğu bölge. Bu ayrım önemlidir, çünkü yırtığın yeri ve şekli tedavi planını doğrudan etkileyebilir.

diz kapağı çıkması röntgen

Ayrıca MR ile dizdeki gizli kıkırdak kırıkları, eklem içi serbest dolaşan parçalar ve diz kapağının çıkmasına neden olabilecek yapısal anormallikler (trochlear displazi, patella alta gibi) ayrıntılı şekilde görülebilir.

Diz kapağı çıkmalarında kemik ve kıkırdak hasarının oranı yüksek olduğundan MR’ın çok geciktirilmeden, mümkünse yaralanmadan kısa süre sonra yapılması önerilir. Bu sayede hem tanı kesinleşir hem de tedavi süreci daha doğru şekilde planlanır.

Diz Kapağı Çıkması Tedavisi

Diz kapağı çıkmasında tedavi iki ana seçenekten oluşur: ameliyatsız (konservatif) tedavi ve cerrahi tedavi. Hangi yöntemin seçileceği ise hastanın yaşı, dizde oluşan hasarın tipi, bağ yaralanmalarının durumu ve tekrar çıkma riskine göre belirlenir.

Bilimsel araştırmalara bakıldığında, ilk kez diz kapağı çıkan bir kişide ameliyat ile ameliyatsız tedavi arasında belirgin bir üstünlük olduğuna dair kesin bir kanıt olmadığı görülmektedir. Bazı geniş kapsamlı analizler, ameliyatın her zaman daha iyi sonuç vermediğini; hatta birçok hastada ameliyatsız tedavinin yeterli olabildiğini belirtmektedir.

Kaynak: First-Time Patellar Dislocation: Surgery or Conservative Treatment?

Diz Kapağı Çıkması Ameliyatsız Tedavi (İlk Tercih Olan Yöntem)

İlk çıkmalarda çoğunlukla ameliyatsız yöntemler tercih edilir. Bu yaklaşım genellikle şu şekilde uygulanır:

  • Diz kapağı yerine oturtulur.

  • Kısa süreli bir sabitleme (atel, dizlik) uygulanır.

  • Şişlik ve ağrı için istirahat, buz ve ilaçlar kullanılır.

  • Ardından diz çevresi kaslarını güçlendirmeye yönelik bir rehabilitasyon programı başlar.

Bu tedavinin amacı dizin stabilitesini artırmak ve tekrar çıkma riskini azaltmaktır. Ancak bazı hastalarda bu yöntem yeterli olmayabilir ve tekrar çıkmalar yaşanabilir. Diz kapağı çıkması sonrası uygulanan egzersizlerin temel amacı, kalça çevresi kaslarını güçlendirerek patellanın yana doğru kayma eğilimini azaltmaktır. Özellikle kalça dış rotatörleri ve abdüktörleri zayıf olduğunda, diz içe doğru (iç rotasyon + valgus) düşer. Bu pozisyon, patellayı dışa doğru çeken kuvvetleri artırır ve çıkık riskini yükseltir. Bu nedenle egzersiz programında gluteus medius, gluteus minimus ve derin dış rotatörlerin güçlendirilmesi kritik rol oynar. Bu kaslar ne kadar güçlü ve aktif olursa, bacak çizgisi doğru hatta kalır ve diz kapağının dışa doğru kaçma eğilimi azalır.

Bu mekanizma quadriceps kasının özellikle laterale çeken liflerinde “bowstring etkisi” olarak tanımlanan durumu da etkiler. Diz içe döndüğünde, quadricepsin dış taraftaki çekiş yönü artar ve patellayı daha da dışa doğru iten bir gergi kuvveti oluşur. Kalça kasları güçlendirilerek iç rotasyon kontrol altına alındığında, quadricepsin bu istenmeyen yan çekişi azalır; diz kapağı daha stabil bir hat üzerinde hareket eder. Sonuç olarak bu egzersizler, patellanın yeniden çıkmasını engellemek için biyomekanik dengeyi düzeltmeye yönelik en etkili koruyucu stratejilerden biridir.

Diz Kapağı Çıkması Ameliyatın Gündeme Geldiği Durumlar

Her ne kadar ilk çıkmalarda ameliyat zorunlu olmasa da bazı durumlarda cerrahi tedavi daha uygun olabilir:

  • Diz kapağını iç tarafta tutan ana bağın (MPFL) ciddi şekilde kopması

  • Kıkırdak veya kemik kırıkları (eklem içine düşen parçalar)

  • Dizin yapısal olarak çıkmaya yatkın olması (oluk sığlığı, patella alta, ciddi eksen bozuklukları)

  • Ameliyatsız tedaviye rağmen tekrar eden çıkmalar

Araştırmalarda, özellikle bağın uyluk kemiğine tutunduğu bölgeden kopan ciddi MPFL yaralanmalarında ilerleyen dönemde daha fazla tekrar çıkma görüldüğü bildirilmiştir. Bu tip hastalarda cerrahi daha erken değerlendirilebilir.

Diz Kapağı Çıkması Sonrası Ameliyatsız Tedavi — Tam Rehber

Uzun yıllardır ilk diz kapağı çıkması yaşayan vakalarda önce ameliyatsız yaklaşım tercih edilir. Tedavi basamakları temelde ağrı yı azaltma, gerekirse şişlik varsa şişliği boşaltma, kısa süreli rahatlatma/koruma ve ardından fizyoterapi şeklinde ilerler. Literatürde hangi fizik tedavi protokolünün en iyi olduğu konusunda güçlü kanıtlar eksiktir; yani “tek doğru program” henüz netleşmemiştir. Bu da klinik tecrübenin önemini arttırır. Daha önce bu konuda çalışmış fizyoterapistler daha etkili tedavi planlaması yapabilir. Mesela 10 doktorun 9’unun ameliyat olması gerekir diyen hastamı da geçmiş tecrübelerime dayanarak oluşturduğum tedavi planıyla ameliyattan kurtarmıştım. Siz de kendinize bu tecrübelerimle ortaya çıkardığım aşağıdaki programa bakarak bir yol oluşturabilirsiniz. Ancak unutmayın hiçbir teorik bilgi fiziksel muayene sonucu oluşturulan planlamadan daha iyi olmayacaktır. Mutlaka bir uzmana başvurmayı ihmal etmeyin.

Bu bölümdeki öneriler kanıta dayalı genel ilkeleri, modern fizyoterapi yaklaşımlarını ve hasta açısından kolay uygulanabilir uygulamaları içerir.

Diz Kapağı Çıkması Ameliyatsız Tedavinin Hedefleri

  1. Ağrıyı azaltmak, eklem içi ödemi indirmek.

  2. Diz hareket açıklığını (ROM) güvenli biçimde geri kazanmak.

  3. Quadriceps kontrolünü ve genel kuvveti geri kazandırmak.

  4. Kalça ve gövde kaslarını güçlendirerek dizin biyomekaniğine yardım etmek.

  5. Propriosepsiyon (denge, pozisyon duyusu) ve hareket kontrolünü yeniden sağlamak.

  6. Günlük aktivitelere ve spora güvenli dönüş sağlamak; tekrar çıkmayı azaltmak.

Diz Kapağı Çıkması Ameliyatsız Tedavisi 1. Evre: 0–2 hafta

Amaç: ağrı ve şişliği kontrol altına almak, ciddi ek yaralanmaları ayırt etmek, güvenli başlangıç hareketleri yapmak.

  • Hemarthrosis (eklem içi kanama) çok ağrılı ise aspirasyon (iğne ile boşaltma) yapılabilir — ağrıyı belirgin azaltır ve muayeneyi kolaylaştırır.

  • Görüntüleme: röntgen her zaman, MR ise şüpheliyse veya ek kıkırdak/osteokondral hasar düşünüldüğünde önerilir.

  • İmmobilizasyon: kısa süreli (1–2 hafta) rahatlama amaçlı atel/dizlik kullanılabilir; uzun süreli alçı/sert immobilizasyonun avantajlı değildir. Hekiminizin önerisine göre, erken kontrollü hareket çoğu durumda tercih edilir.

  • Ağrı/şişlik yönetimi: istirahat, buz, yükseltme, gerektiğinde ağrı kesiciler.

  • İlk egzersizler: izometrik quadriceps kasılmaları (diz düz iken kası kasma), ayakta minik üzerine basarak yüklenmeler. Nörolojik aktivasyonu erken başlatmak önemlidir.

Diz Kapağı Çıkması Ameliyatsız Tedavisi Erken rehabilitasyon: 2–6 hafta

ROM ve Temel Kuvvet

Amaç: normal yürüyüş paternine ve günlük fonksiyonlara geri dönmek; quadriceps aktivasyonunu sağlamak.

  • Hareket açıklığı (ROM): diz fleksiyon/ekstansiyonunu ağrı sınırında hızla geri kazandırın. Haftalık ilerleme hedefi: 2–4 hafta içinde normal yürüyüş ve yeterli diz bükümüni kazanmak olmalı

  • Quadriceps aktivasyonu (öncelik):

    • İzometrik quadriceps kasma (5–10 sn, 10–15 tekrar, günde 3–4 set).

    • Düz bacak kaldırma (SLR) — diz düz, kalça fleksiyonu 30–40°, kontrollü.

    • Kademeli direnç: bant / hafif ağırlık ile ekleme.

    • NMES (elektrikli kas stimülasyonu) mümkünse VMO aktivasyonunu desteklemek için eklenebilir; klinikte fizyoterapist kararıyla yapılmalıdır

  • Kalça ve pelvis biyomekanik destek: dizin içe ve dışa doğru dönmesine yönelik kontrolü buradan gelir. Erken dönemde:

    • Hip abduktor ve eksternal rotator çalışmalar (yan yatarak kalça abduksiyon, köprü egzersizleri gibi).

    • Gluteus medius ve maximus güçlendirme — dizin içe dönmesini önler.

  • Propriosepsiyon başlangıcı: tek ayak denge, yarım topuk parmak balansı, yumuşak zeminde denge çalışmaları.

  • Yüklenme prensibi: kas gücü ağrı toleransına göre kademeli arttırılır; sert ağrı ile egzersiz durdurulur veya azaltılır.

Diz Kapağı Çıkması Ameliyatsız Tedavisi İleri rehabilitasyon: 6–12 hafta

Amaç: sportif/işlevsel gereksinimleri karşılayacak kadar kuvvet ve kontrol sağlamak.

  • Quadriceps odaklı progresyon: tek bacak squat (önce 0–30°), step-up/down, leg press kontrollü açılarla. VMO’yu izole etmekten çok tüm quadriceps ve hareket kontrolünü hedefleyin.

  • Kalça ve core programı: lateral band yürüyüşleri, tek bacak deadlift, köprü varyasyonları, plank varyasyonları.

  • Propriosepsiyon ve geri bildirim: sarsak/dengesiz platformlarda tek ayak çalışmaları, göz kapatarak pozisyon tutma, reaktif (sürpriz) denge çalışmaları.

  • Hop & landing (zıplama iniş) eğitimi: dizin valgus kontrolü, yumuşak diz açısı ile iniş, tek ayak zıplama başlangıcı. Teknik odak: dizin içe çökmesini (valgus) önlemek.

  • Kardiyo/uygulamalı antrenman: bisiklet, yüzme, koşuya hazırlık (önce düz zemin, sonra yön değişimleri).

Diz Kapağı Çıkması Ameliyatsız Tedavisi Spora dönüş (genellikle 8–12+ hafta)

  • Tam dönüş için kriterler (hedefler, doktor/fizyoterapist onayıyla):

    • Ağrı ve şişlik olmamalı veya çok minimal.

    • Sağ ve sol quadriceps kaslarının kuvveti karşılaştırılır. Aralarında %10 dan fazla kuvvet farkı olmaması tercih edilir.

    • Tek ayakta sağlam denge kazanmış olmak gerekir. Sıçrama sonrası kontrollü düşme becerisi kazanılmış olmalı

    • Sportif hareketlerde dizin içe doğru dönmesine yönelik kontrolün kazanılması ve ani yön değişimleri güvenli bir şekilde yapılıyor olması gerekir.

    • Hasta psikolojik olarak kendine güveniyor olması şarttır! Korkuyla koşan kişi mutlaka başka bir bölgesini sakatlar.

  • Tam temaslı pivot/sporlar(basketbol, futbol vb) için genelde 3 aydan uzun süre gerekebilir; ağır temas ve ani yön değiştirmeler içeren sporlar için daha uzun hazırlık ve kademeli geri dönüş önerilir.

Diz Kapağı Çıkması Ameliyatsız Tedavisi Hangi kas gruplarına özellikle odaklanılmalı?

  1. Quadriceps kompleksi — özellikle Vastus Medialis Obliquus (VMO): diz kapağının medialden çekilerek stabil kalmasını destekler. Ancak VMO’yu “yalnızca izole çalıştırma” çabaları tek başına yeterli değildir; tüm quadriceps işlevsel harmoni içinde güçlendirilmeli.

  2. Gluteus medius & minimus (kalça abductors): dizin içe çökmesini (valgus) önleyerek patellofemoral hattı düzeltir.

  3. Gluteus maximus & dış rotatorlar: uyluğun kontrolünü sağlayarak dizin rotasyonunu düzenler.

  4. Hamstringler: femur-tibia ilişkisinin kontrolünde rol alır; özellikle eksentrik kontrol önemli.

  5. Core (karın ve bel stabilizatörleri): vücut hizalanmasını koruyarak alt ekstremiteye doğru yük aktarımı sağlar.

  6. Ayak bileği ve alt bacak kasları: ayak taban kontrolü ve tibia rotasyonuna etkileri nedeniyle değerlendirilmelidir.

Diz Kapağı Çıkması Sonrası Hastaya Verilmesi Gereken Eğitim

Bir hastanın mutlaka bilmesi gerekenler

  • Ne olmuştu? Diz kapağı dışa kaydı; iç taraftaki bağ(lar) gerildi veya hasarlandı. Bu, dizde boşluk, güvensizlik hissi ve tekrarlama riski yaratır.

  • Acil durumda ne yapmalı? Şiddetli ağrı, uzamış kilitlenme, sinir/kan dolaşım bozukluğu belirtileri (ayakta uyuşma/cana yakın his kaybı), ya da dizde şiddetli deformite varsa acil servise başvurun.

  • Röntgen ve MR neden gerekebilir? Kemik parçası (osteokondral fragment) veya kıkırdak hasarı araştırmak için — çünkü bu durumlar tedaviyi değiştirir.

  • Hareketten kaçınma değil, kontrollü harekete geçiş: uzun süreli sert immobilizasyon genelde önerilmez; kontrollü hareket iyileşmeyi destekler.

  • Aktivite kısıtlamaları: ilk haftalarda ani yön değiştirmeler, zıplama ve pivot içeren hareketlerden kaçının. Yürümek, bisiklet (ağır olmayan) ve yüzme uygun ilerleme ile başlanabilir.

  • Ayakkabı ve yüzey: stabil tabanlı, destekli ayakkabılar; kaygan zeminden/üst üste binen şoktan kaçınma.

  • Kilo yönetimi: fazla kilo diz üzerine binen yükü artırır; uygun beslenme ve kilo kontrolü önerilir.

  • Uyum ve devamlılık: egzersizlere düzenli devam etmek tekrar riski azaltır. Kısa dönem rahatlamadan sonra programı bırakmak istenmeyen sonuçlara yol açabilir.

  • Psikolojik destek: bazı hastalar “dizim tekrar çıkacak” kaygısıyla kaçınma davranışı geliştirebilir; kademeli güven programı ve profesyonel destek gerekebilir.

Diz Kapağı Çıkması Ameliyatı

Diz kapağı (patella) çıkması sonrası ameliyat kararı, görüntüleme ile saptanan bulgulara ve yaralanmanın şiddetine göre verilir. Özellikle röntgende osteokondral kırık, patellanın belirgin laterale kayması veya parçalanma görülmesi; MR’da ise kıkırdak hasarı, gevşek parçalar ya da MPFL bağının patella ucu, femur ucu veya midsubstance bölgesinden kopması ameliyat gerekliliğini artırır. İlk çıkıkta tedavi çoğu zaman konservatif olsa da osteokondral kırıkların yüksek oranlarda görülmesi nedeniyle MR’ın erken dönemde çekilmesi önemlidir. Bu incelemeler, hem tanıyı doğrular hem de patellofemoral eklemde ameliyatla düzeltilebilecek anatomik risk faktörlerini ortaya koyar.

Cerrahi seçenekler arasında en sık uygulanan yöntem MPFL rekonstrüksiyonudur. Amaç, diz kapağını orta hatta çeken bu bağın yeniden sağlam bir yapıya kavuşturulmasıdır. Eğer çıkıkla birlikte gevşek osteokondral parçalar varsa temizlenir veya vidalarla tespit edilir. Patella üstünde parçalanma, eklem yüzeyinde defekt veya malalignment gibi ek sorunlar varsa bunlara yönelik ek girişimler yapılabilir. Ameliyattan sonra diz, kontrollü bir şekilde hareketlendirilir; ilk haftalarda ödem ve ağrı yönetilir, 6–12 hafta içinde stabilite büyük oranda geri kazanılır. Bu süreçte doğru rehabilitasyon, uzun vadeli başarı için kritik öneme sahiptir.

Bu konuda yazdığımız detaylı yazıyı okumak isterseniz MPFL Ameliyatı yazımızı okuyabilirsiniz.

Diz Kapağı Çıkması Kaç Günde İyileşir?

Diz kapağı çıkması birkaç günde iyileşen bir durum değildir. İlk ağrı ve şişlik genellikle 1–2 hafta içinde belirgin şekilde azalır; hasta bu dönemde daha rahat yürümeye başlar. Ancak dizdeki bağların (özellikle iç taraftaki MPFL’nin) gerilmesi veya yırtılması, çevredeki kasların zayıflaması ve eklemin stabilitesinin bozulması nedeniyle gerçek iyileşme daha uzun bir süreçtir. İlk 6 haftalık dönem; ağrının kontrol edildiği, diz hareket açıklığının geri kazanıldığı ve quadriceps–kalça kaslarının tekrar aktive edildiği erken rehabilitasyon evresidir. Günlük yaşam aktivitelerinin çoğu, doğru tedavi ve egzersizle bu süreçte normale döner.

Tam fonksiyonel iyileşme ise genellikle 8–12 hafta arasında gerçekleşir. Bu dönemde kuvvet, denge ve dizin yön kontrolü yeniden kazanılır; hasta sportif aktivitelere veya yoğun fiziksel işlere güvenli biçimde dönebilir. Ancak tekrar çıkma riski, özellikle rehabilitasyon yarım bırakıldığında, anatomik risk faktörleri olduğunda veya kas kuvveti tam toparlanmadığında devam eder. Bu nedenle iyileşme süresini belirleyen şey sadece zaman değil, uygun görüntüleme (gerekirse MR), doğru egzersiz programı ve düzenli fizyoterapi takipleridir.

Diz Kapağı Çıkması Egzersizleri

İlk Hafta

  • Quad set (diz düz tut, üst adele kasını sık): 10–15 tekrar × 3 set, günde 3–4 kez.

  • Düz bacak kaldırma (SLR): 3×10, günde 1–2 kez.

  • Hafif parmak/ayak bileği mobilizasyonu.

2–6 hafta (erken kuvvet):

  • Mini squat (0–30°): 3×10

  • Step-up (10–15 cm): 3×10 her bacak

  • Yan yatışta kalça abduksiyon: 3×12

  • Tek ayak denge 30–60 sn × 3 (daha zor zemin varsa ilerletin)

6–12 hafta (ilerleme):

  • Tek bacak squat (derinliği kademe kademe artırın): 3×8–12

  • Köprü ve tek bacak köprü: 3×10–15

  • Lateral band yürüyüşları (bant diz altında): 3×20 adım

  • Denge ve reaktif kontrol: tek ayakta sarsak yüzeyde hedef tutma 3×30 sn

İleri (spora dönüş öncesi):

  • Tek ayak hop & land: 3×10

  • Agility drills (hızlı yön değişimi, kısa sprint): kontrollü artış

  • Sportif teknik çalışmaları — antrenör/fizyoterapist iş birliğinde

Diz Kapağı Çıkması Ne Kadar Sürede İyileşir?

Diz kapağı çıkmasının iyileşme süresi, yaralanmanın şiddetine, bağlardaki hasarın derecesine, eşlik eden kıkırdak veya kemik yaralanmalarının olup olmamasına ve tedavinin ne kadar doğru uygulandığına göre değişir. İlk 2–3 hafta çoğunlukla ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı dönemi olur. Bu süreçte amaç ödemi azaltmak, ağrıyı kontrol etmek ve dizin güvenli bir şekilde tekrar hareket kazanmasını sağlamaktır. Yaklaşık 4–6 hafta içinde diz hareketleri büyük ölçüde normale döner; hasta daha rahat yürür, merdiven çıkmaya başlar ve günlük aktivitelerine geri döner.

Ancak bu dönemde diz kapağını stabilize eden MPFL gibi bağlar hâlâ tam iyileşmemiştir ve çevre kaslar (özellikle quadriceps, kalça abdüktörleri ve dış rotatorlar) yeterli güce ulaşmamıştır. Bu nedenle 4–6 hafta iyileşme sürecinin yalnızca ilk evresidir. Tam fonksiyonel iyileşme çoğu hastada 8–12 hafta sürer. Bu süreçte dizin kontrolünü sağlayan kasların güçlenmesi, denge–propriyosepsiyonun toparlanması ve diz kapağının tekrar çıkmasını engelleyen dinamik stabilitenin kazanılması hedeflenir.

Adres tarifi için tıklayın.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top
Scroll to Top
Telefon
whatsapp