Karpal tünel sendromu, el bileğinde yer alan ve tıp dilinde karpal tünel olarak adlandırılan anatomik geçiş bölgesinde, median sinirin sıkışması sonucu ortaya çıkan en yaygın tuzak nöropatisidir. Yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 3 ila 6’sını etkileyen bu durum, günümüzde teknolojinin ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte son yıllarda belirgin bir artış trendi göstermektedir.
El bileğinin avuç içi tarafında, kemikler ve bağlar arasında sıkışan median sinir; başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının bir kısmının duyusunu ve bazı el kaslarının hareketini sağlar. Bu sinirin baskı altında kalması, el bölgesinde hoş olmayan semptomların zincirleme bir şekilde tetiklenmesine yol açar:
-
Avuç içinde başlayıp parmaklara doğru yayılan yanma, karıncalanma ve uyuşma hissi,
-
Hastalığın ilerleyen evrelerinde ortaya çıkan elde güç kaybı ve kavrama yeteneğinde azalma,
-
Parmak hareketlerinde kısıtlılık ve günlük işleri yaparken zorlanma.
Kliniğimizde sıklıkla karşılaştığımız karpal tünel sendromu, erken evrede sadece geçici uyuşmalarla kendini gösterirken, ihmal edildiğinde sinir basısının kalıcılaşmasına ve el kaslarında erimelere (tenar atrofi) kadar ilerleyebilen ciddi bir sürece dönüşebilir.
Doğru Teşhis ve Tedavi Neden Önemlidir?
Karpal tünel sendromu her ne kadar sık görülen bir rahatsızlık olsa karmaşık yapısı ve benzer belirtiler gösteren diğer boyun kökenli problemler veya sinir sıkışmalarıyla karışabilmesi nedeniyle hekimler ve klinisyenler için kesin tanı koymak bazen zorlayıcı olabilmektedir. Benzer şekilde, hastanın bireysel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak en etkili tedavi rotasını belirlemek de multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Uzman fizyoterapi yaklaşımları ve doğru klinik yönlendirmeler, bu süreçte cerrahi müdahaleye gerek kalmadan hastaların konforlu ve ağrısız bir hayata dönmesinde kritik bir rol oynar.
Karpal Tünel Sendromu Neden Olur? El Bileğindeki Sıkışmanın Anatomik ve Mekanik Sebepleri
El parmaklarında hissedilen uyuşma, karıncalanma ve gece uykudan uyandıran ağrılarla kendini gösteren karpal tünel sendromunun temelinde, el bileğindeki dar bir geçitte median sinirin maruz kaldığı baskı yatar. Vakaların büyük bir kısmı idiyopatik (yani doğrudan tek bir nedene bağlanamayan) olarak gelişse de, bu sıkışmanın arkasında biyomekanik ve anatomik pek çok tetikleyici faktör bulunur.
Karpal Tünelin Anatomik Yapısı ve Sıkışma Mekanizması
Karpal tünel sendromu sorununun kaynağını tam olarak anlamak için el bileğinin bu özel bölgesine yakından bakmak gerekir. Karpal tünel; alt tabanında el bileği kemiklerinin oluşturduğu kavisli bir çukur, tavanında ise flexor retinaculum adı verilen sert ve kalın bir bağ dokusunun bulunduğu oldukça sıkı bir tüneldir. Bu dar geçidin içinden parmakları büken sekiz ayrı tendon ile birlikte median sinir geçer.
Median sinir, başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının bir kısmının duyusunu taşıyan hayati bir sinirdir. Bu alan bu kadar kalabalık ve dar olduğunda, tünel içindeki en ufak bir basınç artışı doğrudan siniri etkiler. Sıkışmanın en yaygın görüldüğü ana noktalar, tünelin çıkış ağzı ve buradaki kemik çıkıntılardır.
Median Sinir Baskısına Yol Açan Başlıca Etkenler
-
Tendon Kılıflarında Kalınlaşma (Sinovyal Hipertrofi): Aşırı el kullanımı, tekrarlayıcı bilek hareketleri veya artrit gibi romatizmal inflamatuar süreçler, tendonları çevreleyen kaygan zar dokusunun (sinovya) şişmesine ve kalınlaşmasına neden olur. Şişen dokular tünel içindeki boşluğu daraltarak sinire yer bırakmaz.
-
Artan Tünel İçi Basınç ve Dolaşım Bozukluğu: Uzun süreli bilek bükülmeleri veya zorlayıcı el aktiviteleri, karpal tünel içindeki sıvı basıncını artırır. Bu durum median sinirin yeterli oksijen almasını engeller (iskemik hasar). Kan-sinir bariyerinin bozulması, damar duvarlarında kalınlaşma ve doku içi ödem tablosu sıkışmayı daha da derinleştirir.
-
Travmalar ve Ani Yaralanmalar: Yaşlılarda basit düşmeler veya gençlerde yüksek enerjili kazalar (örneğin açık el üzerine düşme trafik kazaları vb.) el bileğindeki lunate kemiğinin öne doğru kaymasına yol açabilir. Bu tarz yapısal bozulmalar ve kırık sonrası tünel içi tıkanıklıklar median siniri ani bir şekilde sıkıştırabilir.
Gece El Uyuşması Neden Olur?
Gündüzleri hafif bir karıncalanmayla geçiştirilen şikayetlerin geceleri şiddetlenmesinin nedeni de bu mekanik yapıdır. Kişi sırtüstü uzandığında vücuttaki sıvılar uç uzuvlara doğru yeniden dağılır ve el bileğindeki basınç artar. Buna ek olarak, uyku esnasında kas pompasının çalışmaması sıvıların drene edilmesini engeller. Pek çok insanın uyurken ellerini ve bileklerini istemsizce bükülü tutması da tünelin çatısını gererek sinir üzerindeki baskıyı doruk noktaya ulaştırır.
Kliniğimizde bu tabloyla gelen hastalarımızda, sorunun kaynağını doğru analiz etmek ve tünel içi basıncı cerrahiye gerek kalmadan karpal tünel sendromu bulgularını azaltmak tedavi başarısının en kritik adımıdır. Doğru fizyoterapi yaklaşımları ve manuel terapi teknikleriyle median sinirin özgürleşmesini sağlayarak bu döngüyü kırmak mümkündür.
Karpal Tünel Sendromu Belirtileri: Parmaklarda Uyuşma, Karıncalanma ve Ağrı
Karpal tünel sendromunun klinik tablosu, median sinirin maruz kaldığı baskının derecesine ve etkilenen bölgeye bağlı olarak tipik bazı belirtilerle kendini gösterir. Günlük yaşamda elleri ve bilekleri zorlayan belirli aktiviteler, bu belirtilerin tetiklenmesinde veya ani olarak şiddetlenmesinde doğrudan rol oynar.

En Sık Karşılaşılan Belirtiler ve Tetikleyici Senaryolar
Karpal tünel sendromu en belirgin ortak paydası, elin belirli parmaklarında ortaya çıkan duyu kusurları ve hareket anında artan rahatsızlık hissidir. Günlük hayatta bu durum en sık şu senaryolarla tetiklenir:
-
Gece Saatleri ve Uykudan Uyanma: Hastaların en sık yakındığı durum, gece uykuda veya sabah uyanıldığında ellerde hissedilen yoğun uyuşma ve şişkinlik hissidir.
-
Araba Kullanmak: Direksiyon tutarken ellerin uzun süre aynı pozisyonda kalması ve hafif titreşim, tünel içindeki basıncı artırarak uyuşmayı tetikler.
-
Telefonla Konuşmak: Telefonu kulakta tutmak için dirseğin bükülmesi ve bileğin belirli bir açıda sabitlenmesi median sinir üzerindeki baskıyı hızla artırır.
-
Bilgisayar Klavyesi Kullanmak: Ofis çalışanlarında klavye veya fare kullanımı sırasında bileklerin masa yüzeyine baskı yapması ya da hafifçe bükülü kalması şikayetleri kronikleştirir.
Tüm bu senaryoların ortak noktası, bireyin el bileğini bükülü (fleksiyon) pozisyonda tutmasıdır. Bu durum karpal tünelin kendi üzerine kapanmasına ve bölgedeki basıncın artarak siniri sıkıştırmasına neden olur.
Parmaklardaki Uyuşmanın Anatomik Nedeni: Parestezi
Karpal tünel sendromunun en net fiziksel bulgularından biri, avuç içi yüzeyinde başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının orta (median sinir tarafındaki) yarısında hissedilen parestezi yani karıncalanma ve uyuşma hissidir.
Bu bulgunun anatomik açıklaması oldukça netir: Median sinir, el bileğindeki karpal tüneli geçtikten sonra parmakların duyusunu sağlayan dallara ayrılır. Sinir tünel içindeyken baskı altında kaldığında, doğrudan bu parmakların duyusal dağılım alanında yanma, karıncalanma ve iğnelenme hissi kaçınılmaz hale gelir.
Karpal Tünel Sendromu Kimlerde Görülür? Risk Faktörleri ve Tetikleyici Meslekler
Bu şikayetlerin ortaya çıkmasında veya bazı bireylerde çok daha erken yaşlarda karpal tünel sendromu görülmesinde rol oynayan fizyolojik ve sistemik risk faktörleri şunlardır:
-
Cinsiyet: Kadınlarda karpal tünel sendromu erkeklere kıyasla belirgin şekilde daha yaygındır. Bunun temel anatomik nedeni, kadınlarda karpal tünelin kesitsel alanının erkeklere göre daha dar olmasıdır (ortalama olarak kadınlarda 9.0, erkeklerde ise 11.3 birim civarındadır). Bu durum, kadınların median sinir basısına karşı biyomekanik olarak daha hassas olmasına yol açar. Tabii ki mesleki faktörler ve tekrarlayıcı el işçiliği gerektiren alanlarda kadın çalışanların oranının yüksek olması da bu istatistiği destekler.
-
İnflamatuar Durumlar (Romatoid Artrit vb.): Romatoid artrit gibi iltihaplı eklem rahatsızlıkları, eklem zarlarında hipertrofiye (aşırı doku büyümesine) yol açar. Bu süreçte içeri sızan iltihabi dokular (pannus) karpal tünelin içindeki boşluğu daraltarak median siniri doğrudan sıkıştırır.
-
Gebelik Dönemi: Gebelik, vücudun genelinde sıvı tutulumuna (ödem) yol açtığı için karpal tünel içi basıncını artıran dönemsel bir risk faktörüdür. Ayrıca gebelik sürecindeki hormonal değişimler ve özellikle insülin seviyelerindeki oynamalar ile glukoz metabolizmasındaki değişimler sendromun tetiklenmesinde rol oynar.
-
Diyabet (Şeker Hastalığı): Diyabet hastalarında görülen yüksek kan şekeri (hiperglisemi) koşulları, tendonlarda glikozilasyona ve iltihaplanmaya neden olur. Bu durum tendonların birbiri üzerinden rahatça kaymasını engeller ve bölgedeki sürtünme ile gerilmeyi artırarak sinir sıkışmasına zemin hazırlar.
-
Hipertansiyon: Yüksek tansiyonun karpal tünel üzerindeki etkisi iki aşamalıdır. İlk etapta artan arteriyel basınç, tünel içindeki sıkışmadan kaynaklanan kan akışı kaybını geçici olarak dengeleyici bir etki gösterebilir. Ancak uzun vadede hipertansiyon küçük damar hastalığına (mikrovasküler bozulma) yol açarak damar yapısını bozar ve bu geçici telafi edici etki ortadan kalkarak riski artıran bir faktöre dönüşür.
Kliniğimizde bu risk faktörlerine sahip bireylerde karpal tünel sendromu erken teşhisin önemi oldukça büyüktür. Doğru manuel terapi yaklaşımları, ergonomik düzenlemeler ve kişiye özel fizyoterapi programları ile bu risklerin yarattığı baskıyı yönetmek ve siniri korumak mümkündür.
Karpal Tünel Sendromu Nasıl Teşhis Edilir? Testler ve Fiziksel Muayene
Karpal tünel sendromunun doğru ve güvenilir bir şekilde teşhis edilmesi; detaylı bir fiziksel muayenenin, özel klinik testlerin ve ileri tanı yöntemlerinin (elektrofizyolojik ölçümler ve görüntüleme tekniklerinin) bir arada kullanılmasını gerektirir. Karpal tünel sendromu için sadece tek bir teste dayanarak kesin tanı koymak çoğu zaman yeterli olmaz; bu nedenle uzman hekimler ve klinisyenler bu yöntemleri birbirini tamamlayacak şekilde uygular.
Fiziksel Muayene ve Provokatif Klinik Testler
Karpal tünel sendromu klinik değerlendirme aşamasında median sinir üzerindeki baskıyı tetikleyen ve hastanın bildiği şikayetleri açığa çıkaran standart bazı fiziksel testlerden yararlanılır:
-
Phalen Testi (El Bileği Fleksiyon Testi): Hastanın ellerinin sırt kısımlarını birbirine karşı gelecek şekilde 30 ila 60 saniye boyunca bastırmasını gerektiren bir manevradır. Bu teknik, median sinirin flexor retinaculum ile radius kemiğinin distali arasında daha fazla sıkışmasına ve tünel içi basıncın artmasına yol açar. Test esnasında hastanın parmaklarında parestezi (karıncalanma ve uyuşma) şikayetleri tetiklenirse sonuç pozitif kabul edilir.
-
Durkan Testi (Karpal Kompresyon Testi): Phalen testine kıyasla daha provokatif olan bu yöntemde hastanın eli avuç içi yukarı bakacak şekilde (supinasyon) tutulur. Klinisyen, başparmağını doğrudan karpal tünel üzerindeki median sinir hattına yerleştirir ve diğer başparmağını da üzerine koyarak 15 ila 30 saniye boyunca sürekli ve dengeli bir basınç uygular. Hastada uyuşma ve karıncalanma hissinin yeniden üretilmesi hedeflenir.
-
Tinel Bulgusu: Hekimin, el bileğinde flexor retinaculum’un hemen üzerinden (sinir güzergahı boyunca) parmak ucuyla hafifçe vurması (perküte etmesi) prensibine dayanır. Vuruş sonrasında median sinirin dağılım gösterdiği parmaklarda uyuşma veya karıncalanma (elektrik çarpması benzeri bir his) açığa çıkıyorsa Tinel bulgusu pozitif olarak değerlendirilir.
Elektrofizyolojik Çalışmalar ve İleri Tetkikler
Karpal tünel sendromu fiziksel muayene bulguları tanı için yol gösterici olsa da kesin teşhis ve sinirdeki hasar derecesinin belirlenmesi için elektrofizyolojik testler kritik önem taşır:
-
Sinir İletim Çalışması (NCS): Median sinirin karpal tünel geçişindeki iletim hızını ölçerek sinirin bütünlüğünü test eder. İkinci veya üçüncü parmaklardaki median sinir innervasyonlarında iletim sürelerinin yavaşlamış olması veya geç distal yanıt alınması elektrodagnostik olarak pozitif sonuç anlamına gelir.
-
Elektromiyografi (EMG): Median sinirin uyardığı kasların (özellikle başparmağın kısa uzaklaştırıcı kası olan abductor pollicis brevis) elektriksel bütünlüğünü değerlendiren bir testtir. Kasın motor ünite aksiyon potansiyellerinde değişimler veya kas içi spontan aktivitede belirgin bir artış görülmesi durumunda tanı netleşir.
Görüntüleme Yöntemleri: Ultrasonun Yeri
Karpal tünel sendromunun tanısında son yıllarda en sık başvurulan görüntüleme modalitesi ultrasonografidir. Ultrason incelemesinde; median sinirin kesitsel alanında belirgin bir büyüme (artış) görülmesi ve büyüyen sinir dokusuna bağlı olarak flexor retinaculum bağının dışa doğru bombeleşmesi (flaring) tipik bulgulardır. Kanıta dayalı çalışmalar, ultrasonun tanı sürecinde yüksek bir doğruluğa sahip olduğunu ve elektrodagnostik testleri mükemmel şekilde destekleyen güvenilir bir yöntem olduğunu göstermektedir.
Ameliyatsız Karpal Tünel Tedavisi: Fizyoterapi, Egzersiz ve Manuel Terapi Yöntemleri
Karpal tünel sendromunun tedavisi; gece ateli kullanımından cerrahi olarak flexor retinaculum bağının kesilmesine kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsar. Amerikan Ortopedik Cerrahlar Akademisi (AAOS) kılavuzları, hastanın klinik sonuçlarını iyileştirmek ve median sinir üzerindeki baskıyı hafifletmek için öncelikle konservatif (ameliyatsız) yaklaşımları strongly önermektedir.
Karpal Tünel Sendromu Konservatif Tedavi Yöntemleri ve Atel Kullanımı
-
El Bileği Atelleme (Bracing): El bileğini genellikle nötr pozisyonda (veya hafif bir ekstansiyonda) sabitleyen özel ateller, tünel içi basıncı azaltmak için en basit ve etkili çözümlerden biridir. Genellikle geceleri yatarken veya klavye kullanımı gibi şikayetleri tetikleyen aktiviteler sırasında takılması önerilir. Ancak atelin uzun süreli ve hareketsiz bırakacak şekilde kullanılması, el bileğinde kas zayıflığına yol açabileceği için uzman kontrolünde planlanmalıdır.
-
Medikal Tedaviler ve Enjeksiyonlar: Sinovyal dokudaki iltihaplanmayı azaltmak için nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) veya kortikosteroid enjeksiyonları tercih edilebilir. NSAİİ’ler ağrı ve iltihabın ana mediyatörleri olan prostaglandin sentezini engelleyerek kısa vadeli rahatlama sağlar ancak kalıcı bir çözüm sunmaz. Kortikosteroid enjeksiyonları ise inflamatuar genlerin transkripsiyonunu baskılayarak veya antiinflamatuar genleri teşvik ederek tünel içindeki baskıyı ve rahatsızlığı azaltır; yine de uzun vadede şikayetler nüksedebilir.
-
El Terapisi ve Fizyoterapi Yaklaşımları: Karpal tünel bağları ve sinirler arasındaki kayma hareketliliğini artırmayı hedefleyen el terapisi, ameliyatsız tedarikte kritik bir rol oynamaktadır. Nazik germe ve mobilizasyon egzersizleri, karpal tünel içerisinde ek alan yaratarak tünel içi kompartman basıncını düşürür ve sinir fonksiyonlarını optimize eder. Ayrıca terapötik ultrason uygulamaları da yüksek frekanslı dalgalar vasıtasıyla antiinflamatuar etki üreterek sinir iletimini destekler.
Karpal Tünel Sendromu Fizyoterapi Yaklaşımları – El Terapisi
Karpal tünel bağları ve sinirler arasındaki kayma hareketliliğini artırmayı hedefleyen el terapisi, ameliyatsız tedarikte kritik bir rol oynamaktadır. Nazik germe ve mobilizasyon egzersizleri, karpal tünel içerisinde ek alan yaratarak tünel içi kompartman basıncını düşürür ve sinir fonksiyonlarını optimize eder. Ayrıca terapötik ultrason uygulamaları da yüksek frekanslı dalgalar vasıtasıyla antiinflamatuar etki üreterek sinir iletimini destekler.
Kliniğimizde benimsediğimiz kanıta dayalı fizyoterapi yaklaşımlarında, bu temel mekanizmaları çok daha öteye taşıyan klinik manuel terapi ve nörodinamik (sinir mobilizasyonu) teknikleri uyguluyoruz. Bilimsel literatür ve klinik çalışmalar, manuel terapi protokollerinin el bileğindeki median sinir sıkışmasını hafifletmede standart ev egzersizlerine veya pasif fizik tedavi yöntemlerine kıyasla çok daha üstün sonuçlar verdiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Uzman bir fizyoterapist eşliğinde uygulanan nörodinamik tekniklerin ve yumuşak doku mobilizasyonlarının sağladığı temel klinik avantajlar şunlardır:
-
Sinir İletim Hızında Belirgin Artış: Bilimsel araştırmalar, manuel terapi ve nörodinamik uygulamalar alan hastalarda duyusal sinir iletim hızının yüzde 34’e varan oranlarda iyileşme gösterdiğini doğrulamaktadır. Sinirin karpal tünel içerisindeki kayma hareketliliğinin artması, sinir üzerindeki iskemik (oksijensiz kalma) baskıyı hızla kırar.
-
Çarpıcı Ağrı Azalması: Manuel terapi ve sinir mobilizasyonu kombinasyonu, ağrı skorlarında pasif modalitelere kıyasla katbekat daha yüksek (neredeyse üç katına varan) gerileme sağlamaktadır. Gece uykudan uyandıran keskin ağrılar ve gün içindeki sızılar bu sayede kontrol altına alınır.
-
Fonksiyonel Kazanım ve Semptom Gerilemesi: Hastaların el kavrama kuvveti, parmak becerileri ve günlük yaşam aktivitelerindeki işlevsellikleri (FSS skorları) hızla normale dönerken; uyuşma ve karıncalanma gibi öznel şikayetler (SSS skorları) büyük ölçüde ortadan kalkar.
Kritik bir detay olarak; hastanın kendi kendine evde yapmaya çalıştığı bilinçsiz germe veya sinir kaydırma egzersizleri ile bir uzmanın tam denetiminde, doğru endikasyonla ve biyomekanik sınırlara sadık kalarak uyguladığı klinik manuel terapi arasında dağlar kadar fark vardır. Yanlış veya aşırı uygulanan nörodinamik teknikler sinir üzerindeki baskıyı artırabilirken, kliniğimizde kişiye özel planlanan profesyonel fizyoterapi seansları tünel içi basıncı güvenli ve kalıcı bir şekilde düşürür. Amacımız, hastalarımızı cerrahi müdahale stresinden ve risklerinden koruyarak ellerine ve konforlu yaşamlarına yeniden kavuşturmaktır.
Hangi Durumda Cerrahi Müdahale Gerekir?
Karpal tünel sendromu konservatif yöntemlere rağmen yanıt alınamayan ileri vakalarda veya kalıcı komplikasyon riski taşıyan hastalarda cerrahi kaçınılmaz hale gelebilir. AAOS kılavuzları; elde kas erimesi (atrofi), geri dönüşsüz median sinir hasarı riski bulunan veya mesleğini sürdüremeyecek derecede işlev kaybı yaşayan hastalarda cerrahi müdahaleyi önermektedir. Cerrahi işlem sırasında flexor retinaculum dokusu çıkarılarak median sinir üzerindeki baskı kalıcı olarak ortadan kaldırılır. Cerrahi kararından önce tanı elektrodiyagnostik çalışmalarla mutlaka netleştirilmelidir.
Benzer Belirtiler Gösteren Diğer Rahatsızlıklar (Ayırıcı Tanı)
Karpal tünel sendromunun tedavisine başlamadan önce, benzer şikayetlerle kendini gösteren ancak farklı kaynaklardan beslenen diğer klinik tabloların ekarte edilmesi hayati önem taşır:
-
Artrit (Eklem İltihapları): Benzer ağrı, uyuşma ve hareket kısıtlılığı yaratsa da artrit vakalarında eklemde nodüler büyümeler veya osteofitler görülür ve şikayetler karpal tünelden farklı olarak 5. parmağı (serçe parmağı) da içine alacak şekilde tüm parmakları etkiler.
-
Boyun Fıtığı ve Servikal Radikülopati: C6-C7 veya C7-C8 düzeyindeki disk hernileri (boyun fıtığı), brakiyal pleksus yoluyla kola yayılan sinir kökü basısına neden olarak karpal tünel benzeri uyuşmalar yaratabilir. Ancak karpal tünel uç sinir sıkışması (distal nöropati) olduğu için şikayetler sadece el bölgesinde sınırlıdır; boyun kökenli problemlerde ise ağrı ve duyu kaybı trunkus boyunca dermatom hattını takip eder.
-
Torasik Çıkış Sendromu (TOS): Servikal rib, ön skalen kas hipertrofisi veya travmalar nedeniyle brakiyal pleksus ve damarların sıkışmasıyla ortaya çıkan bu tablo, elde karıncalanma ve nadiren iç kaslarda atrofi yapabilir. Ancak TOS proksimal bir sıkışma olduğundan üst ekstremite genelinde ek defisitler barındırır ve Adson testi gibi manevralarla ayırt edilir.
-
Aşırı Kullanım ve Tendinit: Tekrarlayıcı zorlanmalar sonucu elin iç kaslarında veya tendonlarında oluşan miyaljiler ve tendinitler, karpal tünel ile örtüşen bölgelerde uyuşma ve ağrı yaratabilir ancak temel sorun sinirden ziyade kas-tendon yapısındadır.
Kliniğimizde doğru tanı kriterlerinin işletilmesi ve hastaya özel planlanan ameliyatsız fizyoterapi / manuel terapi protokolleri, gereksiz cerrahi müdahalelerin önüne geçerek hastalarımızın sağlıklı ve ağrısız bir hayata kavuşmasını sağlamaktadır.








